Fenerbahçe-Young Boys Şampiyonlar ligi ön elemesinde Fenerbahçe'ye attığı golle tanıdığımız, bir sezon sonra patlayan malum olaydan sonra, takımdan ayrılan Niang'ın yerine takıma son dakika da dahil edilen isimdi Henri. Niang gibi bir yetenek ve tecrübe abidesinden sonra takıma dahil olması işini daha da zorlaştırdı. Taraftarın gözüne giremedi futboluyla, sempatik hareketleri ve temiz futboluyla taraftarın sempatisini kazanmasına karşın Niang sonra gereken etkiyi yapamadı ki, bu normaldi de. Sebebi de İsviçre gibi hücuma dayalı bir ligden, Türkiye'deki sert, savunmaya dayalı bir lige gelmesiydi. İlk sezonunda kötü de değildi aslında. Alışmadığı bir futbol ortamına geldiği düşünürsek sergilediği performans daha fazla hoşgörüyü hak ediyor. Geldiği sezonun ilk yarısında, takımın birinci forvet olarak gözüken Henri, devre arası son Ligue 1 gol kralı Sow'un takıma dahil olmasıyla, tabiri caizse pabucu dama atıldı. Daha çok kupa maçlarında ve ligde ikinci yarılarda şans buldu. Sonraları oynamaya oynamaya gücünü kaybetmeye başladı, verilen şansları iyi değerlendirmedi, Sow'un olmadığı maçlarda hep eksi notla sahadan ayrıldı.
İlk geldiğinde gücüyle, ikili mücadeleleri genelde kazanan bir profil çizmişti. İki ayağıyla da gol vuruşları yapabiliyor, bire birde çalım atma becerilerini de gösteriyordu. 4 milyon € bonservis bedeliyle gelmiş bir oyuncu olmasına karşın 1 milyon € yıllık ücret alıyordu. Sorunsuz bir oyuncu izlenimi sergiliyordu, son haftalarda kadroya girememenin verdiği mutsuzluktan sonra twitter üzerinden ver yansında bulundu ve veda etti adeta. 1988 Doğumlu bu adam, yaşı çok fazla değil, piyasası var, yurt içi ve yurt dışına kiralık verilerek eski havasını yakalayabilir. Clup Africain kadar olmasa da Afrika'nın Avrupa'ya açılan kapılarından olan Esperabce Tunis tarafından piyasaya servis edilmiş bir oyuncuydu. Aham şahım bir performansı da yoktu. Ortalama bir golcüydü. Fazla bir riski de yoktu. Ortalama bir Avrupa takımına satılabilir veya kiralanabilir. Yurt içinden bir kulübe gitmek istemediğini, Avrupa'dan teklifler olduğunu da belirtelim. Bienvenu Bey şuan tatilde, Antalya kampına katılmadı, takımdan gönderileceği kesin gibi.
Son 18 sezonda, liderin en az puan topladığı bir ilk yarıydı. Puan kayıplarının çok olduğu, iyi oynayandan çok, az hata yapanın kazandığı bir ilk yarı izledik. İlk yarıya pozitif yönde damgasını vuran Beşiktaş ve Antalyaspor oldu. Negatif yönde ise Fenerbahçe, Kayserispor ve Gaziantepspor oldu. Antalyaspor ve Başiktaş'ın ortak özelliği ise, düşük miktarlara iyi oyuncular bulmaları oldu. Bunun yanında pozitif futbol oynayan nadir takımlardan idiler. Kendi aralarında ki maç ise bunun en büyük örneği oldu. Lig başlamadan önce iki takımda belki şaşalı transferler yapmadı ama, çok yerinde hamleler yapıldığı için bu çıkışı yakaladılar. Özellikle Antalyaspor'un transfere bir kuruş harcamadan bu başarıyı yakalaması alkışı hak ediyor.
Kötü yönde damga vuran takımlardan Fenerbahçe ise yaptığı maliyetli transferlere rağmen gereken verimleri alamadı. Tek mutlu eden şey ise Avrupa Ligi'nde, gruptan lider çıkmak oldu. Kayserispor ve Gaziantepspor ise transfer döneminde kaybettiği oyuncuların yerlerini dolduramadı. Oyuncu sirkülasyonunun fazla olması işleri daha da zorlaştırdı.
Sansasyonel transferleriyle lige iyi giriş yapan Kasımpaşaspor ise yönetim kurbanı oldu. İşleyen sistemi bozan yönetim başarılı hocayı yollayıp takımın başına başarısız hocayı getirdi. Bu yüzden sezon başındaki çıkış, keskin bir inişle sonuçlandı. Zoru başarmaya çalışan takım ise Akhisar Belediyespor oldu. Oturmuş Kadroyu koruyup bir kaç takviyeyle ligde kalmayı hedeflediler. Benim gözümde başarısız değiller. Sezon başında şöyle bir yazı yazmıştık onların hakkında. İlk yarı sonrasında Mersin İdman Yurdu, Kayserispor ve Akhisar(maalesef) düşme adaylarım. Mersin'in kadro mühendisliğinde sorun olduğunu ve devre arası gidecek oyunculardan sonra toparlanamayacaklarını düşünüyorum. Kayserispor'un ise düşmesi sürpriz ama mantıklı bence. Takım çok aksıyor, ileri gidemeyeceklerini öngörüyorum. Akhisar ise zaten malumunuz, kısıtlı kadroya rağmen iyi mücadele ediyorlar fakat ligde kalmaları mucize. Devre arasında gidecek ve gelecek iyi oyuncular ligin kaderini belirleyecektir.
İlk Yarı 11'im(4-2-3-1)
Eduardo
Hilbert-Deniz Barış-Dany-Tosic
Alper-Fernandes
Holosko-Aissati-Kamara
Diarra Td: Mehmet Özdilek Hayal Kırıklığı 11'im(4-4-2) Ertuğrul Serkan Balcı-Cris-Escude-Hakan Balta Krasic-Forsell-Colman-Stoch Elmander-Batuhan Td: Michael Skibbe
"Çantada keklik" denilen ne kuralar gördük, sonuç genelde hüsran oldu. Gelebilecek en iyi takımlardan biriydi Bate Borisov evet. Son yıllarda Avrupa'da boy göstermiş kapalı kutu bir takım. Küçümsenecek bir takım değiller. Çok haşır neşir olunan, bilinen bir takım da değiller. Son 7 sezondur Belarus ligini şampiyon bitiriyorlar. Takımda birkaç oyuncu dışında genellikle yerli oyuncular var. Belarus milli takımının büyük çoğunluğu Bate'de oynuyor. Bu Fenerbahçe için dezavantaj. Birbirlerine çok alışmış, sürekli beraber oynayan bir takıma karşı mücadele edecek. İlk maçın şubat ayında, soğuk bir iklimde geçecek olması diğer bir dezavantaj Fenerbahçe için. Şampiyonlar ligindeki zorlu grubun üstüne bu maça çıkacak olmaları Bate için önemli bir artı. Çok koşan, iyi kapanan bir takım. Bulduğu fırsatlarla da rakibini nakavt etmeyi planlıyorlar. Sert futbol oynamaları Fenerbahçe'ye ters gelebilir. Liglerinin bitmesi Fenerbahçe için avantaj olarak gözüküyor. Şubat ayına kadar çeşitli hazırlık turnuvalarına katılacaklardır. 2 ay sonra Bate'den çok, Fenerbahçe'nin ne durumda olacağı önemli. Takımların o günkü form durumları, turu geçme konusunun kilit nokta olacak. Rehavete kapılmayıp yere sağlam basmak lazım. Turun geçilmesi durumunda gelecek rakip ise Napoli olarak gözükse de muamma. Napoli'nin istikrarsız gidişatının devam edip etmeyeceği ve Avrupa Ligini ne kadar önemseyeceği önemli burada. Plzen de Bate Borisov gibi bu tür turnuvalarda boy gösteren bir ekip. Son 2 yılın Şampiyonu Atletico Madrid'in grubundan lider çıktılar. Napoli'yi eleme ihtimalleri sanılandan çok daha fazla. Bir sonraki tur için bir şeyler söylemek henüz erken ama durum bu.
Sahada rakibe göre oynayan korkak bir Fenerbahçe vardı. Taraftarını hiç heyecanlandırmayan bir Fenerbahçe. Uyanmak için rakibin gol atmasını bekleyen, bu işi de kendisi yapan. Birazcık oynama isteğini de rakibin ve hakemin maçı soğutmasıyla yitiren bir Fenerbahçe. Hasan Ali'nin dediği gibi: "Taraftarlarımız üzülmesin, bugün sadece bir maç kaybettik. Lig uzun bir maraton. Şampiyon olursak kimse bu maçı hatırlamayacak." Daha koskoca 18 maç var, lig bitince herkes şapkasını önüne koyar, düşünür. Ondan ziyade, bugün Galatasaray kazanır, yarın Fenerbahçe kazanır. Bu takımlar yüzlerce kez maç yaptılar kendi aralarında, bu maç ne ilk, ne de sondu. Şöyle bir gerçek var ki, rezil bir maçtı. Yok Dünya derbisiymiş, yok gezegen derbisiymiş, yok meteor derbisiymiş. Geçiniz efendim, sahada top mop oynanmıyor. Sahada futbol oynama savaşı yoktu, oynatmama savaşı vardı. Rakibini en az oynatan, kötünün iyisi Galatasaray kazandı. Derbiler futbol ziyafeti yerine, saha dışında, taraftarların birbirine sarmak için kullandığı bir mecra haline geldi. Galatasaray kazanınca, Galatasaray süper oynamış; Fenerbahçe kazanınca, Fenerbahçe süper oynamış oluyor kendi taraftarlarınca. İki takım taraftarları arasında acayip bir kin ve nefret silsilesi var. Deplasman yasağı falan da kalkmasın. Büyük bir olay olabilir, iki taraf da çok gergin. İlerleyen senelerde bu tansiyon düşerse kalkmalı tabii ki. Ama şimdilik böyle devam etsin. Tansiyon düşerse futbol da izleriz belki kim bilir..
Yapma Raul, yapma. Sana en çok ihtiyaç duyulan bir maçtı. Hareketlerinle değil de, keşke futbolunla damga vursaydın. Armayı göstermen bir şey ifade etmiyor, sen topunu oyna, maçını kazan, istersen armayı ye. Ama bu kadar olayın, kötü futbolun üzerine bunu yapman hoş olmadı. Sana faul yapıldığını herkes gördü. Düşme bu tuzaklara. Bazı kıyamet tellalları için noel tatiline erken çıkmak için yaptığın söyleniyor. Takımın kilit oyuncususun sen, böyle koyvermek olmaz. 2. yarı hazır bir Meireles görmek dileğiyle..
Her şeyden önce derbilerde favori olmaz; istatistikler bir şey ifade etmez. Fenerbahçe, Galatasaray'a göre psikolojik olarak daha önde gibi gözüküyor. Bunun nedeni ise Galatasaray'ın bir çok kere iyi oynamasına, galibiyete yakın taraf olmasına karşın kaybetmesi gösteriliyor. Bu durum Saracoğlu'nda ki son 2 maçta aşılmaya ve dengelenmeye başlandı. Geçen senelere göre iki takım şuan daha hazır sayılırlar. Avrupa kupalarında başarıyla gruptan çıkıp lige yönelmeleri bu maçı daha da zorlaştıracak. Henüz 16. hafta maçı olduğu için bu maçtan çıkacak sonucun telafisi olabilir. Bu yüzden Fenerbahçe'den daha dikkatli ve garantici bir futbol bekliyorum. Galatasaray ise Arena'da ki her derbide olduğu gibi, maça daha coşkulu ve baskılı başlayacaktır. İki takımda da önemli bir eksiğin olmaması sevindirici. Kalecilerin öne çıktığı bir derbi olması yüksekle ihtimal. Saha dışı olayların maçın önüne geçmemesini diliyorum. Bu derbi ne ilk, ne de son derbi..
Ev Sahibi: Galatasaray
Muhtemel 11
Öncelikle Galatasaray bu sezon, geçen sezona göre kadro olarak ileri gitti. Fakat bazı oyuncular geçen sezon yakaladıkları form durumlarını yakalayamadıkları için takımda aksamalar oluyor. Bu oyunculara örnek olarak Melo, Eboue hatta Selçuk gibi isimleri sayabiliriz. Özellikle takımın dinamosu Melo'nun formsuz oluşu geçen sezon kadroya giremeyen Yekta'ya bile forma şansı doğurdu. Melo gibi yırtık oyuncular derbilerde önemli bir artıdır. Takımı ateşlemek için önemli faktörlerdir. Fakat formsuz oldukları zaman bu hırs ve öfke ters etki yapabilir. Takım için bir anda negatif bir etki olabilir yaptığı hareketlerle. Bu yüzden Melo'nun durumu maça net olarak etki edecek. Selçuk İnan'a yaptığı etkiyle de hem kendisini hem de Selçuk'u sivriltiyor idi. Bu sezon ki formsuzluğu hem kendisini hem de Selçuk'u etkiledi bu yüzden. Orta sahanın göbeğindeki bu sorun defansta da bulunuyor. Takımın defanstaki şefi Ujfalusi'nin sakatlığından sonra yerine gelen Cris ve Dany onun yerini tam olarak dolduramadılar. Özellikle de Cris, Dany bir nebze de olsa gereken uyumu gösterdi Semih'in partneri olarak. Diğer derbilerin aksine Galatasaray'ın sol tarafında çok daha ofansif isimlerin olması bekleniyor. Özellikle Riera gibi sol açık orijinli bir oyuncu ofansif olarak takıma artılar katabilir. Liverpool'dan eski takım arkadaşı Kuyt'a karşı defansta zorlanabilir. Önünde oynaması beklenen Amrabat ise gereken istikrarı yakalayamadı. Ani çıkılan ataklarda kalitesini göstermesine karşın böyle önemli maçlarda nasıl bir performans sergileyeceğini maçta göreceğiz. Transfer döneminin flaş ismi Hamit ise şuana kadar kalitesinin %30'yla oynuyor. Büyük maçların havasını çok iyi bilen bir oyuncu. Günlük formu iyi olursa çok önemli işler yapabilir. Hücumdaki Burak-Umut ikilisi duran toplarda önemli bir tehlike. Özellikle Umut golü iyi kokluyor ve nerede duracağını çok iyi biliyor. Burak ise Yobo-Bekir ikilisinin arkasına atılacak toplarla etkili olabilir. Oyuncuların günlük form durumları çok önem teşkil ediyor bunun için.
Konuk Takım: Fenerbahçe
Muhtemel 11
Fenerbahçe'nin oyununu net olarak etkileyecek bir isim var; O da Raul Meireles. Milli takımda geçirdiği sakatlıktan sonra daha tedbirli ve çekingen oynadığı söyleniyor. Fenerbahçe orta sahasının en önemli halkası olduğu için bu maça %100 hazır olarak çıkması önemli. Yanındaki Mehmet Topal'ın çok formsuz ve kuvvetsiz olduğunu düşünürsek Meireles'in önemi dahada artıyor. Galatasaray'ın sol taraftaki zaafını Gökhan ve Kuyt ikilisi iyi değerlendirirse ibre Fenerbahçe'ye döner. Takımın istikrarsız ismi Cristian'ın bu maçta nasıl bir reaksiyon göstereceği de çok önemli. Genellikle kilit maçlarda iyi oynuyor. Oynamaması halinde ise formda bir Sezer hemen arkasında olacaktır. Defansta Egemen-Yobo ikilisinden beklenen verim alınamayınca geçen sezon tutan, Yobo-Bekir tandemine dönüldü. Şuana kadar yararlı oldu bu değişim. Özellikle Bekir form olarak çok iyi. Bu durumu bu maça da yansıtır ise defansta fazla bir sorun yaşanmaz. Takımın en önemli isimlerinden bir diğeri ise tecrübe abidesi Kuyt. Nereye ne zaman koşacağını çok iyi biliyor. Önemli maçları daha önce çok oynamış biri olarak bu tür maçlarda takımına önemli artılar katabilir. Sürpriz golleri ve asistleriyle damga vurabilecek bir isim. Fenerbahçe'nin en çok sorun yaşaması beklenen yer ise sol tarafı. Hasan Ali-Caner ikilisinin gününde bir Hamit-Eboue ikilise karşı işleri çok zor olabilir. Fenerbahçe'nin defansı birinci planda tutacağını düşünürsek bu tehlike biraz daha azalıyor. Topal ve Meireles'in tamamlayıcılıklarıyla bu sorun çözülecektir. Özellikle de Hasan Ali'nin bu maçta iyi olması şart. Derbilerin golcüsü Sow ise genel olarak çok formda. Son vuruşları ve sürpriz rövaşatalarıyla fark yaratabilir. Zaman zaman kanatlara kaçarak Cristian ve Kuyt'a sürpriz pozisyonlara sokabilir. Caner ve Cristian'dan alacağı yardım ve katkı onun performansını etkileyecek en önemli faktör olacaktır. Günün anahtar isimlerinden biri de Caner Erkin şüphesiz. Fizik gücü ve mücadelesi çok iyi durumda. Ekstra yeteneklerini sahaya yansıtması durumunda bir sorun kalmaz. Caner'in sakin oynaması lazım. Kesinlikle erken kart görmeyip maça pozitif yönde etki edebilmek için odaklanması lazım.
Bugün Recep için tarihi bir gün olabilir, attığı gol, bir golden çok daha fazlasını ifade ediyor. O, Fenerbahçe'nin yarınlarının, bugünlerine yansıyan en büyük simgesi..